
TOPRAĞIN TİTREŞİP KABARMASI
... Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat
Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her
güzel çiftten (ürünler) bitirir. (Hac Suresi, 5)
Yukarıdaki ayette "titreşir" olarak çevrilen kelimenin
Arapçası "ihtezzet"tir ve bu kelime "harekete geçmek,
canlanmak, titreşmek, kıpırdamak, kımıldamak, bitkinin harekete
geçmesi ve uzaması" anlamlarına gelir. "Kabarır"
olarak çevrilen "rebet" kelimesi ise "artmak, fazlalaşmak,
kabarmak, büyümek, gelişmek, (bitkinin) yükselmesi, erzak sağlamak,
şişmek, içi hava dolmak" anlamlarına gelir. Ayette geçen bu
kelimeler yağmur esnasında, toprağın moleküler yapısındaki değişiklikleri
en uygun kelimelerle tarif etmektedir.
Ayette tarif edilen hareketlilik, yerkabuğunun depremler sırasında
olduğu gibi toplu hareketinden farklıdır ve toprağı oluşturan parçacıkların
titreşmesi olarak ifade edilmektedir. Toprak parçacıkları birbiri
üzerine geçen katmanlardan oluşur ve su bu katmanların arasına nüfuz
ettiğinde, toprak parçacıklarının hacimce büyümesine, kabarmasına
sebep olur. Ayette bahsedilen aşamalar bilimsel olarak şu şekildedir:
1. Toprağın titreşmesi: Toprak yağmur suyunu yeteri
miktarda emdiğinde, toprak parçacıklarının yüzeyinde oluşan elektrostatik
yük, dengesizliğe sebep olur, ki bu da parçacıkların titreşmesine
yol açar. Bu titreşim parçacıkların elektriksel yükü dengelenene
kadar devam eder. Toprak parçacıklarının hareketlenip titreşmesi
su parçacıklarıyla çarpışmasından da kaynaklanır. Su parçacıklarının
hareketi belli bir yönde değildir. Her yönden çarpan su, toprak
parçacıklarının yerlerini değiştirmesine sebep olur. Bu hareketlilik
günümüzde "Brown hareketi (Brownian movement)" olarak
bilinen ve 1827'de Robert Brown adında İskoçyalı bir botanikçinin
tarif ettiği mikroskobik parçacıkların hareketliliğidir. (Brian
J. Ford, "Brownian Movement in Clarkia Pollen: A Reprise of
the First Observations", The Microscope, 1992, vol. 40, no.
4, ss. 235-241; http://www.brianjford.com/wbbrowna.htm) Brown,
yağmur damlaları toprağa düştüğünde, toprak moleküllerinde bir tür
silkelenme ve titreşim meydana getirdiğini keşfetmiştir.
2. Toprağın kabarması: Yağmur yağdığında farklı
yönlerden gelen su damlaları, toprak parçacıklarının titreşmesine,
böylece su emerek hacimlerinin genişlemesine yol açar. Çünkü su
bol miktarda olduğunda toprak parçacıklarının arasındaki mesafe
artar. Bu boşluklar su parçacıklarının ve erimiş iyonların toprağın
içine girişine olanak sağlar. Su ve suyun içinde erimiş şekilde
yer alan diğer besleyici maddeler katmanlar arasında yayılır. Bu
da toprak parçacıklarının hacminde büyümeye sebep olur. Dolayısıyla
bu parçacıklar toprağı canlandırmak için gereken su deposu olarak
işlev görürler. Yerçekimine rağmen suyun sızmadan, toprak parçacıkların
katmanları arasında depolanması Allah'ın insanlar üzerindeki sonsuz
rahmetinin örneklerinden biridir. Eğer toprağın suyu tutma özelliği
olmasaydı ve toprakta bu mineral depoları oluşmasaydı, su toprağın
derinliklerine sızacak ve bitkiler kısa zamanda ölecekti. Ancak
Rabbimiz toprağı çeşitli ürünler çıkmasını mümkün kılacak özelliklerle
birlikte yaratmıştır.
3. Toprağın ürün vermesi: Topraktaki su yeterli
miktara ulaştığında, tohumlar aktif hale gelir ve basit besleyici
elementleri emmeye başlar. Gittikçe gelişen bitkiler su ihtiyaçlarını
2-3 ay boyunca bu depolardan elde ederler.
Kuru toprağa yağmur düştüğünde oluşan olaylar, yukarıdaki ayette
üç aşamalı olarak anlatılmaktadır: Toprağın titreşmesi, toprağın
kabarması ve toprağın ürün vermesi. Görüldüğü gibi Kuran'da günümüzden
14 yüzyıl önce bildirilen bu aşamalar, bilimsel açıklamalarla tam
bir paralellik içindedir. Bir başka ayette ise ilgili olarak şöyle
buyrulmaktadır:
Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu
dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
(Yasin Suresi, 33)
|